ANLATACAKLARIM VAR

Efendim, merhabalar…

Uzun giriş cümlelerine gerek var mı bilmiyorum, köşe yazılarıma yaklaşık 2 yıldır ara vermiştim. Biraz gözlem yaptım, nabız yokladım, şimdi geri geldim.

Burada sizinle konuşacağımız çok konu olacak. Size anlatacağım çok şey var. Köşe koltukta oturup bütün gün kendi kendine sokurdanan teyzeler gibi içimden konuşmaktansa, artık yazmayı tercih ediyorum.

Dün akşam Geleneksel Basın Buluşmamız vardı. Organize eden Konya Valiliği, Konya Büyükşehir, Meram, Karatay, Selçuklu belediyelerine teşekkürler.

Her sene gazeteci nüfusumuz artıyor, koca SKM’ye zor sığdık. O ne kalabalıktı öyle?

10 Ocak bizim için önemli bir gündür. Çalışan Gazeteciler Günü. Sanırım ayın 10’unda başka programlar olabileceği için bu yıl 6 Ocak’ta bir araya geldik. Ben seviyorum bu programları.

GAZETECİ sadece gazetelerde yazı yazan insana denmiyor aslında, o nedenle buna “basın buluşması” diyoruz. Çünkü pek çok kurumun basın bölümünde görevli arkadaşlar, ajanslar, radyolar, tvler, dergiler, internet sitesi temsilcileri, sosyal medya sayfaları temsilcileri hepimiz bu işin içindeyiz.

Hepimiz Konya basınıyız.

(Kendini başka bir yerlerde gören varsa ona bir şey diyemem. )

Vatandaş bizi bazen sever, bazen hiç hazzetmez. Neredeyse 24 yıldır Konya medyasının hemen her sektörüne hizmet etmiş biri olarak, hep vatandaşın sesini dinlemişimdir. Özellikle sosyal medya hesaplarımda, kendi üslubumla bazen dertlerini özetlemeye çalışırım. (Sıkı takipçiler bunu iyi bilir)

Gazetecilik, yıkama yağlamacılık işi değildir. Elbette güzel işleri alkışlarım, şahane olmuş derim. Ama hepsi bu kadardır.

Bu mesleği küçümseyen, gözünü devirerek bakanları hiç sevmem. Geçtiğimiz aylarda bir gazete ile Belediye arasında bazı haberlerden kaynaklı sürtüşmeler yaşandı. Ben işin o kısmında değilim. Benim ilgilendiğim, vatandaşın gözünde bu mesleğin değeri.

Kamuoyunun nezdinde, basın sektörünün geldiği nokta…

Yapılan paylaşımlarda öyle yorumlar okudum ki, inanın sokakta görsem dövesim gelirdi. “Gazeteciler satılık” diye yazmış adamlar…

Bu bana dokunur, diğer arkadaşları bilemem.

(Böyle düşünen insanlara küçük bir not yazayım: Her reklam veya tanıtımın bir bedeli vardır. Günümüzde buğdayla arpayla ticaret yapılmadığına göre, basın kuruluşları yapılan reklamların karşılığında PARA alırlar. Ve bu yıllardır böyledir.)

Bu sektörde pek çok arkadaşımız asgari ücretle çalışır, ev geçindirir, hayatını devam ettirir. Ve çoğumuzun da, sanıldığı gibi ilginç hayatları yoktur. Sadece zamana karşı yarışımız belki biraz daha fazladır. Bu yüzden koşturmacalıdır. Streslidir. Beyin yakma özelliği vardır. Özeti bu.

Sana ne gazetecilerin aldığından verdiğinden? O kurumda ekmek yiyen bir sürü insan var. Bırakın bu boş işleri. Mümkünse herkes kendi işine baksın.

(Yazar bu satırlarda sinirleniyor)

Bir kahve içip devam ediyorum.

Benim yazılarım böyle. Bazen “Gel çay kahve içelim “ denilecek kadar sevimli, bazen de “Bulaşmayım” denecek kadar heyheyli bir insanım, tabii bu yazılarıma da aynen yansır.

Gene heyheylerimi getiren bir mevzu daha var, Aziziye Camisinde video çeken iki akıl fukarası…

Başka sıfat veya tanımlama bulamadım. Çocuk değiller, yani yaş küçük ama maşallah manita vs her şeyi bilirler, o yüzden çocuk demiyorum. Bilmedikleri: “Kutsal” değerler ve “adap”.

Anne babalardan rica ediyorum, çocuklarınıza toplum içinde davranmayı öğretin. Hareketlerden konuşmalara, saygıdan üsluba.

Çünkü bilmiyorlar. Ellerinizden telefonları biraz bırakın, sosyal medya fenomeni olma hayallerinizi birazcık erteleyin, çocuklara, gençlere güzel güzel yol yordam gösterin. Yoksa toplumda çivi kalmayacak. Tutan birkaç çivi kaldı, onları da kaybedeceğiz.

Buna da kızarlar şimdi, istediğiniz kadar kızın, eleştirin. Ama önce bir kendi hayatlarınıza bakın.

Ağzımız yüzümüz iyice dağıldı sevgili okuyucularım, yayıldık gittik geniş geniş. Sosyal medyada her şeyi göre göre, görmek istediğimiz hiçbir şey kalmadı!

“Yeni aldığın çaydanlıktan bana ne?”

“Yediğin zeytin tanesinden bana ne?”

Teyzenin gelininden bana ne?

Onları bırak, Nerdeyse “mahrem” kalmadı. Maşallah gizli saklı bir şeyimiz yok artık. Herşey meydanda. Çocuklar, gençler kimi örnek alıyorsa, buyurun sonuçlar ortada.

Bi selam verip geçecektim, konu nerelere geldi :)

Bitirmeden yazayım: çözemediğiniz, canınızı sıkan (yol, su, elektrik, eğitim, sağlık vb) konularda Konya Gündem WhatsApp İhbar Hattı’nın numarasını bırakıyorum. Burada gündeme getirmemi istediğiniz mevzuları yazabilirsiniz. Ama o numaradan lütfen yazılı olarak iletişim kuralım. (Gece 3’te kedim kayboldu diye arayanlar oluyor, sesli görüşme yapmıyoruz bu numaradan) Gerekirse fotoğraflı talepleriniz de olabilir. (Konuyla ilgili görseller) Yani olmazsa kurumları buradan beraber darlarız.

Sizleri çok seviyorum, görüşmek üzere.

KONYA GÜNDEM İHBAR HATTI: 0501 9424242

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ebru Mut Arşivi